Beşiktaş Nasıl Yenecek? İşte Porto Taktiksel Analizi


“Futbol, 22 kişinin 90 dakika topu kovaladığı ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur.” -Gary Lineker

İngilizlerin efsane ismi Gary Lineker, yıllar önce bu sözleri sarf ederken henüz futbol, taktiksel analiz ve doğru yapılmış bir istatistiksel tespitin dominasyonundan çok; bireysel yeteneklerin ön plana çıktığı ve dolaylı olarak da alt yapı tesislerine yapılan yatırımlarla fiili başarıların doğru orantılı olarak ilerlediği bir düzene tabiydi. Dönemin futbol efsaneleri, birey olarak ön plana çıkarken; günümüz endüstriyel futbolunda ön plana çıkan temel 3 yapı taşı, “markalaşan futbolcu” , “para kazanan yönetim” ve “maçı kazandıran teknik direktör” olmuş durumda. Yönetimler markalaşan oyuncuları kulübe kazandırarak maddi gelir(reklam, forma vb.) elde ederken, taraftarın da takdirini kazanabiliyorlar. Ancak bu kısa sürüyor. Taktiksel analizi iyi yapan ve daha da önemlisi iyi uygulatan bir teknik adam, tabiri caizse elindeki yapbozu en doğru şekilde yerleştirip, ne kadar hatasız bir eser ortaya çıkarırsa kulüp de o kadar başarılı oluyor.

Başa dönelim, ne demişti Gary Lineker? “Almanlar her zaman kazanır”

Bir İngiliz futbolcu bile bunu dillendirecek duruma gelince, vaziyete uyanan birkaç ülke futbolu 90’lardan itibaren “kazanan olamıyorsan kazandıran ol” mottosuyla hareket ederek altyapı tesislerine yatırım yaptı ve futbolcu fabrikasına evrildi. Evet, tahmin ettiğiniz gibi Portekiz bu ülkelerin başını çekiyor. Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakiplerinden biri olan Porto da Portekiz’de “futbolcu ticareti”ni en doğru yapan takım.

Biraz Porto’nun içeriğine inelim. Portekiz’e çeşitli ülkelerden getirilmiş, kimi altyapıdayken Brezilya’nın bağrından kopup gelmiş, kimi ise direk A takıma transfer olmuş futbolculardan oluşan bir takım için Şampiyonlar Ligi, mutlak başarı hedeflerinden çok kişisel bir pazarlama alanı konumunda. Yani oyuncular için bir nevi vitrin. Bu, kimi zaman genç oyuncular için en az mutlak başarı motivasyonu kadar güçlü bir motivasyon kaynağı haline gelebiliyor. Bu nedenle Porto, Şampiyonlar Ligi’ndeki hiçbir takımın grubunda görmek istemeyeceği bir takım. Porto kulübü, enerjik ve genç kadrosunun yanında geleneksel bir taktiksel sistemi de oturtarak bu caydırıcı niteliği pekiştirmiş durumda. Şimdi hep birlikte Porto takımının kadrosunu, dizilişini, oyun içi reaksiyonlarını ve teknik direktör reflekslerini inceleyelim.

Porto takımı, klasik 4-4-2 taktiği ile oynuyor gibi görünse de, hücum esnasında 2-1-5-2 şeklinde sahaya dizilerek boğucu bir güç haline geliyor. Bu ofansif kaliteyi arttıran hücum sistemi, olası top kayıplarında kontraatak takımlarına karşı ciddi bir zaafiyet. 2-1-5-2’yi ve oyun esnasında değişken bir yapısı olan diğer dizilişleri biraz daha açalım.

Savunma halindeyken Porto’nun dizilişi

Porto, yerleşmiş halde savunmadayken iki forvetin birden pres yaptığı ve rakip takımlara oyun kurma konusunda zorluk çıkaran bir takım. Ancak yinelemekte fayda var;  yalnızca “yerleşmiş halde” olduklarında bu yoğun pres içeren savunma taktiği işe yarıyor. Bunu belirtme hassasiyeti göstermemdeki en büyük neden Porto’nun hücum ve savunma dizilişlerindeki farklılık ve oyuncuların oyun akışında diziliş değişkenliğine ayak uyduramayışı sebebiyle oluşan zaafiyetler.

Porto takımı hücum halindeyken en sık rastladığımız diziliş

Conceiçao, bundan önceki Porto teknik direktörlerinde (Mourinho da dahil olmak üzere) görmediğimiz bir cesarete sahip. Oliver Torres gibi yaratıcı bir orta saha oyuncusunun yanında bir de Danilo gibi yıkılmaz bir duvara, kademe anlayışı gelişmiş ve hava hakimiyeti yüksek bir orta saha oyuncusuna sahip olması da şüphesiz bu cesaretin en önemli tetikleyicisi. Telles ve Pereira gibi bilekleri ince ve bindirmeler yapmayı seven iki bek oyuncu da bu yaz oldukça yoğun kondisyon antremanlarıyla Sergio Conceiçao’nun hücum sisteminin savunma sorununu azaltarak temelini kuvvetlendirdiler. Pereira ve Telles, yaşları genç olmasına karşın her geçen gün gelişen pozisyon bilgileri ve taktik tahtasına sadakatleri sayesinde formayı uzun süre bırakacak gibi gözükmüyorlar. Yeni transfer Felipe, ilk maçlarda birkaç hata yapsa da o da Braga maçıyla güven verdi. Savunmadan bahsediyoruz zira forvete korkuluk koysanız gol atacağı bu sistemde en önemli parçalar elbette ki savunmanın sağlayıcıları oluyor. Savunma demişken elbette bu pozisyonun Porto’daki Vakko’su Marcano’yu saymazsak olmaz. Tecrübeli stoper son yıllarda adeta bir şarap gibi değerlendi ve elit stoperler arasında ismini geçirmeyi başardı.

Ne demiştik? Bu sistemde forvete korkuluk koysan gol atar. İşin esprisi bir yana, forvette geçen sezon Beşiktaş’ta kendisini kanıtlamış diri ve yırtıcı bir Aboubakar’ın yanında güçlü fiziği, hızı ve bitiriciliğiyle ön plana çıkan Marega forma giyiyor. Bir kanatta büyük kulüplerin transfer teklifi götürmekten yılmadığı Brahimi, diğer kanatta ise dribbling ve adam eksiltme konusunda Avrupa’nın sayılı oyuncularından Corona yer alıyor. Durum böyle olunca temsilcimiz ve benim de rengimi belli etmekten çekinmeyecek kadar taraftarı olduğum Beşiktaş için çözüm kesinlikle kapanmak değil. Conceiçao’nun Porto’sunun hücum ve savunma taktiklerini, oyuncu yapısını da göz önünde bulundurarak çözmek Şenol Güneş için de çok zor olmasa gerek. Ancak yine de foobas olarak biz üstümüze düşeni yapalım.

Kazanmak İçin Gereken Savunma Önlemleri

“Talisca neden forvette?” diye endişe etmeyin. Bu fotoğraf, savunmadayken alınması gereken önlemlerin tamamını taktik tablosuna yansıtan muhteşem bir kare. Zira Porto için en önemli sıkıntı, topu merkezden ileriye taşıma sıkıntısı. Çoğu zaman bekler ve seyrek olarak da Danilo’nun Torres’e veya sırtı dönük forvetlere verdiği direk paslarla hücuma çıkan Porto, Talisca-Cenk ikilisinin Danilo ve stoperlere yapacağı yoğun pres ve Oğuzhan’ın Torres’e nefesini ensesinde hissettirmesiyle oyun kurma konusunda çaresiz kalacaktır. Savunma dizilişi kesinlikle bu şekilde olmalı ve beklenmedik şekilde Porto’nun savunma silahıyla (yoğun pres) onları vurmalıyız.

Hücum dizilişi

Neden Atiba değil de Tolgay?

Açıkça görünen bir gerçek var ki Tolgay, topla oynamayı daha çok seven ve bu konuda Beşiktaş’ın emektar yıldızı Atiba’dan daha yetenekli bir orta saha oyuncusu. Top dağıtımı ve saha görüşü açısından da Atiba’dan pek bir eksiği olmayan Tolgay, oyunu sahasında kabul eden Atibalı Beşiktaş yerine; hücum edebilen ve bu yönüyle hem hücumcu Porto beklerinin hem de Oliver Torres’in hücuma daha seyrek katılmasını sağlayan bir Beşiktaş’ı bizlere sağlayabilir. Bu, galibiyetin en kilit hamlelerinden biri olacaktır.

Neden Quaresma Yok?

Evet, Quaresma Porto’yu şu an Porto’da oynayan en emektar oyuncudan bile iyi tanıyor. Evet, hem Babel’den hem de Lens’ten yetenekli bir oyuncu. Ancak en başından beri dile getirdiğim üzere maçın en kilit noktalarından biri maç içinde Porto beklerinin sindirilmesi ve hücuma çıkmakta tereddüt eder hale gelmeleri. Bunun için de hem süratli hem de dikine oynamayı seven kanat oyuncularınız olması lazım. Fiziksel kapasitesiyle birlikte adam eksiltme yeteneğini de günbe gün kaybeden Quaresma, bu maçta ancak ikinci yarı dahil olursa faydalı olabilir.

 

Önerilerimizi ve analizlerimizi beğeniyorsanız, twitter ‘dan bizi takip edebilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beşiktaş Nasıl Yenecek? İşte Porto Taktiksel Analizi

giriş yap

parola sıfırla

Back to
giriş yap