ZIDANE VE 4-1-2-3

Zinedine Zidane'ın saha kenarından yakaladığı başarıların şifreleri ve Real Madrid'in gelecek planlarını Fırat Soğuk inceledi


Zidane Bey

Real Madrid’in teknik direktörlük koltuğunda harikalar yaratan Zinédine Zidane, 590 günde 7 kupa kazanarak kulübün tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Futbolculuk döneminde Real Madrid’deki hocası olan Vicente del Bosque’yle birlikte Real Madrid tarihinin en çok kupa kazanan 3. hocası oldu. Bunu da yalnızca 1,5 yıla sığdırması, beklentileri hayli yükseltti. Peki neydi Zidane beyin sırrı?

Taktiksel Evrim

Profesyonel kariyerinde Cannes, Bordeaux, Juventus ve Real Madrid’de birçok önemli teknik adamla çalıştı. Erik Mombaerts, Rolland Courbis gibi Fransız futbol duayenlerinin yanında Marcelo Lippi, Carlo Ancelotti, Vicente del Bosque ve Carlos Queiroz gibi dünya çapında hocalardan farklı şeyler öğrendi.

17 yaşında başladığı profesyonel kariyerinde Cannes ve Bordeaux takımlarında 4-5-1 sisteminde solda görev yaptı. Bordeaux oyuncusuyken bir dönem de 3-5-2′ nin solunda oynadı.  Juventus’a geldiği 1996 yılından sonra ise dünyaca tanınan Zizou’ya dönüştü. Bunda Marcelo Lippi’nin ufak dokunuşuyla sol kanattan oyun kurucu pozisyonuna geçmesinin büyük etkisi oldu. O dönemde 5-3-2 sisteminde kilit oyuncu rolüyle orta alanı domine ediyor ve takımla hücum hattının tüm bağlantısını sağlıyordu. Ancelotti’yle ise 4-3-1-2′ de gerçek bir 10 numaraya dönüştü. Futbolu bıraktığı Real Madrid’de ise 4-3-3 , 4-4-2 ve 5-3-2 gibi birçok formasyonda görev yaptı.

 

Bir stoper fiziğiyle dünyaya gelmiş 10 numaraydı Zinédine Zidane. Xavi Hernandez’in sağ ayağı ve Rivaldo’nun sol ayağına sahipti. Florentino Perez başkanlığındaki Real Madrid’in “Los Galácticos” zamanındaki en önemli futbolcularından biriydi. Dönemin transfer rekoru da Zizou’ya aitti: 73,5 milyon €.

Real Madrid

Futbolu bıraktıktan sonra Real Madrid’de birçok mevkide çalışan Fransız futbol adamı, 5 Ocak 2016’da Rafael Benitez’in yerine Real Madrid futbol takımının teknik direktörü oldu. İşte Real Madid’e ne olduysa Zidane geldikten sonra oldu.

Takımı devraldığı 5 Ocak 2016 tarihinde Real Madrid ligde 3. sırada, Şampiyonlar Ligi’nde ise 2. turdaydı. İddiasız durumdaki Real Madrid’le yakaladığı çıkış sayesinde son hafta Barcelona’yla şampiyonluk yarışına kalan ve Şampiyonlar Ligi’ni kazanan Zidane, bir anda göklere çıkarılmıştı. Devamında gelen Avrupa Süper Kupası ve Dünya Kulüpler Kupası şampiyonluğu da bu başarıyı perçinlemişti.

Fırtına gibi geçen son sezonda ise Zidane, La Liga şampiyonluğunun yanında Şampiyonlar Ligi formatına geçildikten sonra bu kupayı iki kez üst üste kazanan ilk takımın teknik direktörü oldu. Zidane, son olarak geçtiğimiz günlerde Avrupa Süper Kupası’nı bir kez daha kazanarak tarihe geçti.

Diziliş ve Şampiyonluklar

Zidane ve Real Madrid’in bu üstün başarıları, 4-1-2-3 taktiğiyle geldi. Alışkın olduğumuz dörtlü defanstan sonra iplerin koptuğu nokta karşımıza çıkıyor: Casemiro. Brezilyalı orta saha oyuncusu, Zidane için Cristiano Ronaldo kadar önemli. Hatta belki de Zidane tarafından maç kadrosuna adı ilk yazılan isim diyebiliriz. Özellikle 4-2-3-1 sistemiyle iki defansif orta saha oynamaya alışmış takımlar için ilk başta tek oyuncunun o bölgede yeterli olmayacağı düşünülüyor. Casemiro ise Mehmet Aurelio sertliğini, Marco Verratti temposuyla birleştirerek tek başına defansif görevi üstleniyor. Zaman zaman attığı uzun pasları ve şık çalımları da asiste dönüşen Brezilyalı, modern futbolun hücumcu ihtiyacı dolayısıyla, orta alanda oluşan boşluğu adeta tek başına dolduruyor. Bu sayede orta alan yerine hücuma rahatça odaklanabilen Real Madrid, rakiplerine kolayca goller atarak galibiyetler alabiliyor. Dünya futbolunda orta alanı tek başına idare etmesi istenen başka oyuncu bulunmadığı için Zizou’nun müthiş taktik dehası ve sırrı da açığa çıkıyor. Casemiro, finalllerde ve önemli maçlarda galibiyet getiren golleri sayesinde Zizou’nun prensi konumunda bulunuyor.

Orta alanda bana kalırsa dünyanın en iyi iki orta saha oyuncusu Toni Kroos ve Luka Modric, baş döndüren pas trafiği ve tempoya zerafet katıyorlar. Bayern Münih yıllarından sonra Real Madrid’de adeta bir duran top ustasına dönüşen Kroos, Sergio Ramos’un hemen her kafa golünde asiste imzasını atıyor. Real Madrid’in hemen her maç yaptığı orta alan gerisinden uzun paslarla oyunu açmada kilit nokta yine ona ait. Modric ise takımın hem yeni 10 numarası hem de maestrosu. 32 yaşına karşın bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, topla adeta dans etmesi ve orta alandaki olağanüstü etkinliğiyle Modric, rakip orta sahalara fırsat tanımıyor.

İleri hatta ise bazı problemler olduğunu söyleyebiliriz. Burada tarihin en iyi oyuncularından olan Cristiano Ronaldo, takımın en skoreri olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl üstüne koyan ve beklediğimizi değil beklemediğimizi yapan CR7 için söylenebilecek pek bir söz yok. Tranfer olduğu 2013 yılında tarihin en pahalı oyuncusu olan Gareth Bale ise önemli sıkıntılar yaşıyor. Yaşadığı sakatlıklar dolayısıyla bir türlü beklenen performansı veremeyen oyuncu, sezon içinde önemli maçlar kaçırıyor. Oynayabildiği zamanlarda ise orta sahanın gerisinden attığı parçalayıcı deparlarla, Real Madrid hücumlarına şekil veriyor. Kroos’tan aldığı topları hücuma taşıyarak 10 numara oynatmayan Zidane için can simidi oluyor. Benzema ise bildiğimiz gibi, Real Madrid gibi bir takımın santraforu olarak yeteri kadar gol atamıyor.  2016-2017 sezonunda MSN (Messi-Suárez-Neymar) üçlüsünden gelen 79 gole karşılık BBC (Bale, Benzema, Cristiano) üçlüsünün 43 lig golü, bu durumu gözler önüne seriyor. Kenardan gelen oyunculardan alınan katkı burada Zizou’nun imdadına yetişiyor.

Defans hattında Sergio Ramos ya da nam-ı diğer “El cápitan” attığı gollerle takımına defalarca hayat veriyor. Savunma yaparken adeta bir buldozer olan oyuncu, sol koluna taktığı pazubandı hak ettiğini kanıtlıyor. Yeni partneri Raphael Varane ise yıllardır hazırlandığı ilk 11 için oldukça iyi durumda bulunuyor. Oyuncuyu diğer stoperlerden ayıran en önemli özelliği ise yüksek tekniği sayesinde ileriye taşıyabildiği toplar. Carvajal ve Marcelo, defansın sağ ve solunda asistleri ve golleriyle Real Madrid’in savunma hattını tamamlıyorlar.

Kadrodaki rotasyonu kusursuza yakın bir şekilde yapan teknik adam, 3. kaleci konumundaki Ruben Yañéz’i dahi geçtiğimiz sezonda kullanarak tüm oyuncuları formda ve forma savaşında tutmayı başardı.

Bu Sezon

Sezona 2 kupayla başlayan Real Madrid, James Rodriguez ve Morata’yı gönderdikten sonra bu oyuncular yerine transfer yapmadı. Özellikle gol kısırlığı yaşayan Benzema’ nın tek yedeği, geçen yıl Wolfsburg’ta kiralık olarak forma giyen Castilla kökenli Borja Mayoral. La Liga, Copa del Rey ve UEFA Şampiyonlar Ligi ve Dünya Kulüpler Kupası’na katılacak olan Zidane, bu noktada önemli bir santrafora ihtiyaç duyacaktır. James ve Morata’nın geçen yılki sonradan oyuna girerek ve 11’de başlayarak yaptığı katkıyı Benzema ve Majoral’in yapabilecekleri şüpheli konumda.

Son günlerdeki performansıyla parmak ısırtan Marco Asensio ise Bale ve Ronaldo’nun yokluğunda Zidane için kurtarıcı olacaktır.

Savunmada Pepe’yi kaybeden Real Madrid, Jesús Vallejo ‘nun takıma dönmesiyle stoper rotasyonunu kaybetmedi.  Coentrao’nun yerine Théo Hernández sol bek pozisyonu için alındı; ancak Manchester City’e transfer olan sağ bek Danilo’nun yeri doldurulmadı. Burada Nacho’nun bu mevki için tamamlayıcı rol üstleneceğini düşünerek Zizou’ya hak vermek oldukça doğal. Orta alan rotasyonunda Isco ve Kovacic’in yanına katılan Ceballos ve Marcos Llorente’nin ne kadar forma giyecekleri, soru işareti durumunda bulunuyor.

Kale için Keylor Navas’ın yerine de takviye yapılmaması, Real’in başına dert açabilecek başka bir konu.

Ne Yapmalı?

Real Madrid dominasyonunun devam etmesi için birkaç transfere ihtiyaç duyulabilir. Forvet bölgesine istikrarıyla dikkat çeken ve Zidane’ın aradığı 9.8 numara olan Tottenham santraforu Harry Kane, özellikle Bale ile yakalayacağı uyumla, Real Madrid’e bir seviye daha atlatabilir.

Kale için ise Navas’ın aksine güven veren ve clean-sheet (gol yemeden tamamlanan maç) konusunda oldukça iyi olan Atlético Madrid kalecisi Jan Oblak doğru tercih olacaktır.

Bu iki oyuncu için kasadan 150-200 milyon € arası bir para çıkması gerekebilir; ancak iki oyuncunun genç yaşları ve olağanüstü performansları düşünülünce bu paralar o kadar da fazla değil. Real Madrid’in bu sezon toplamda 125 milyon € değerinde oyuncu satışı yaptığını da düşünürsek transfer beklentileri karşılıksız kalmayabilir.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ZIDANE VE 4-1-2-3

giriş yap

parola sıfırla

Back to
giriş yap