Spor Fizyolojisi ve Sporcu Sağlığı

Sporcu fizyolojisi ve sporcu sağlığı üzerine detaylı bir araştırma yaptık


Vücudun ağır egzersizdeki kadar aşırı bir stresle karşılaştığı az sayıda stres vardır. Gerçekten ağır egzersizlerin bazıları bir süre devam ettiklerinde kolayca öldürücü olabilirler. Bu nedenle, spor fizyolojisinde vücut mekanizmalarına hangi sınırlara kadar stres uygulanabileceği, bilim adamları tarafından yıllarca tartışma konusu olmuştur. Bunu basit bir örnek ile açıklamak istersek; çok yüksek ateşi olan bir kişide, ölüme yakın dönemde, vücut metabolizması yaklaşık %100 artar. Bununla karşılaştırıldığında, bir sporcuda maraton yarışında vücut metabolizması normalin %2000 üstüne kadar çıkabilir. Hal böyle olunca bilim adamları da bu konu üzerine eğilme ihtiyacı duymuş ve yıllarca spor fizyolojisi ve sporcu sağlığıyla ilgili çeşitli araştırmalar ve deneyler yapmış.

Yazımda kullandığım nicel verilerin çoğu genç erişkin erkeklere aittir. Bu sadece bilim adamlarının erkek atletlere ait değerleri bilmek istemesinden değildir. Kısmen ölçümlerin erkek atletlerde tamamlanabilmiş olmasından kaynaklıdır. Bununla beraber kadın atletlerde yapılan bu tip ölçümlerde, erkekler için uygulanana benzer temel fizyolojik prensipler uygulanır. Yalnız vücut büyüklüğü ve bileşimindeki farklılıklar ile erkek cinsel hormonu olan testosteronun var olup olmamasının yarattığı nicel değişiklikler bunun dışındadır.

Genelde kadınlarda kaydedilen nicel değerlerin çoğu erkekte kaydedilen değerlerin 3’te 2’si ile 4’te 3’ü arasında değişmektedir. Bunlar kas kuvveti ve kalbin dakika hacmi gibi hepsi esas olarak kas kütlesi ile ilişkili değerlerdir. Bu nedenle kas performansındaki farkın büyük bir kısmı erkeğin endokrin farklılığına bağlı olarak kas kütlesi yüzdesinin farklılığından ileri gelir.

Kadınların erkek atletlere göre performans yeteneklerinin iyi bir göstergesi maraton yarışlarındaki koşma hızıdır. Karşılaştırıldığında yüksek performanslı kadın atletlerin koşma hızı yüksek performanslı atletlerden %11 daha az bulunmuştur. Diğer taraftan bazı durumlarda kadınlar erkeklere göre daha üstün olabilmektedir. Örneğin, Manş kanalını çift yönlü yüzmede olduğu gibi; kadınlar, deri altı yağının fazlalığının ısı kaybını önlemesi, yüzmeyi kolaylaştırması ve bu korunan enerjiyi daha uzun süre kullanabilme avantajı vardır.

Erkek cinsel organlarından salgılanan testosteronun, vücudun her tarafında, özellikle kaslarda protein birikimini arttıran güçlü bir yapıcı etkisi vardır. Gerçekten de spor faaliyetlerine çok az katılan testosteronun normal seviyedeki erkeklerin kasları testosteronu bulunmayan kadınlardan yaklaşık %40 daha fazladır.

Kadın cinsel hormonu olan östrojen kadın ve erkek arasındaki bazı performans farklarını açıklayabilirse de onun etkisi testosterona yaklaşamaz. Östrojenin kadında özellikle göğüsler, kalçalar ve derialtındaki yağ birikimini arttırdığı bilinmektedir. Hiç değilse kısmen, bu nedenle, atlet olmayan kadınlarda vücutta ortalama %27 yağ bulunurken atlet olmayan erkeklerde bu oran yaklaşık %15 idir. Bu durum en yüksek düzeydeki atletik performansta, eğer yapılan iş, hıza veya toplam vücut kas vücut ağırlığına oranına bağımlı ise bir dezavantajdır.

Egzersizde Vücut Isısı

Şimdi vücuttaki oksijen tüketiminin, iyi antrenmanlı atletlerde 20 kat arttığı ve vücutta serbestleşen ısının da oksijen tüketimi ile orantılı olduğu öğrenildikten sonra dayanıklılık tipi atletik aktiviteler sırasında neden vücudun iç dokularına yüksek miktarda ısı verildiği açıklanabilir. Eğer ısının büyük bir hızla oluşumu sırasında hava çok sıcak ve rutubetli ise terleme mekanizması da bu ısıyı ortadan kaldıramaz ve atlette tolere edilemeyen bir durum, hatta ölümle sonuçlanabilen bir sıcak çarpması görülür.

Sıcak çarpmalarının tedavisinde mümkün olduğu kadar hızla düşürülür. Bunun için en pratik yol bütün giysileri çıkarıp, tüm vücut yüzeyine su püskürtmek ya da tüm vücudu bir süngerle silmek ve tüm vücuda vantilatörle hava göndermektir. Deneyler bu işlemin en az diğer işlemler kadar hızla ısıyı düşürdüğünü göstermiştir. Ayrıca bazı doktorlar, eğer mevcutsa vücudu, içinde kırılmış buz parçaları bulunan suya batırmayı da tercih etmektedir.

Egzersizde Vücut Sıvıları ve Tuz

Dayanıklılık tipi atletik aktiviteler sırasında, sıcak ve rutubetli şartlar altında atletlerde 1 saatlik sürede 2,5-5 kg’lık bir ağırlık kaybı olduğu kaydedilmiştir. Aslında bu ağırlık kaybı, ter kaybının sonucudur. Terleme ile vücut ağırlığının sadece %3 oranında kaybedilmesi bile, performansı önemli ölçüde azaltır. Ağırlığın hızla %5-10 oranında kaybı, kas krampları, bulantı ve öteki etkilerle çoğu kez ciddi boyutlara ulaşabilir. Bunun için kaybedilen sıvıyı yerine koymak şarttır.

İlaçlar ve Atletler

Yazımın sonlarına doğru yaklaşırken bu bölümde ilaçlar ve bunların atletler üzerindeki etkisini anlatmaya çalışayım.

İlk olarak kafeinin atletik performansı arttırabileceğine inanılmaktadır. Bir maratoncuda yapılan deneyde önceden 1 ile 3 fincan arası kahvede bulunan kafeinin verildiği zaman koşu süresinin %7 geliştiği bulunmuştur. Ancak diğer bazı çalışmalarda herhangi bir avantaj belirlenmemiştir. Bu nedenle bu sonuç KESİN değildir, şüphelidir.

İkinci olarak, benim de spor salonlarında ve çevremde çokça şahit olduğum ve maalesef spor hocalarının dahi yaptığı bir hatalı ilaç kullanımından bahsedeceğim: Steroidler.

Erkek cinsiyet hormonlarının (androjenler) veya diğer anabolik streoidlerin kullanılmasının bazı koşullarda özellikle kadınlarda ve hatta erkeklerde, kas kuvvetini çoğaltarak atletik performansı yükselttiği görülmüştür. Buna karşın anabolik steroidler, kardiyovasküler hastalık riskini ileri derecede arttırır ve sıklıkla yüksek tansiyona, yüksek yoğunluklu yapı yağlarında azalmaya ve düşük yoğunluklu yapı yağlarını arttırmaya yol açar. Bütün bunlar inme ve kalp krizi riskini arttırırlar.

Erkek cinsiyet hormonu hazır ilaçlarının hepsi, erkekte cinsel organ fonksiyonunu bozarak hem sperm oluşumunun hem de doğal testosteron salgısının azalmasına neden olurlar. Bunların etkisi aylarca sürebilir ve hatta kalıcı olabilir. Kadınlarda ise daha da korkunç etkiler görülebilir çünkü kadın vücudu doğal olarak erkek cinsiyet hormonuna adapte olmamıştır.

Amfetamin ve kokain gibi diğer ilaçların da atletik performansı arttırdıkları bildirilmiştir. Ancak bunların fazla kullanılmaları aynı şekilde performansı bozar. Ayrıca bu deneylerde bu ilaçların psişik uyaran olmaları dışında, performansa etkili oldukları gösterilmemiştir. Bazı atletlerde atletik aktivite sırasında sinir sisteminden sentezlenen adrenalin ve noradrenalin ile bu ilaçların etkileşmesi sonucu öldükleri de bilinmektedir. Bu koşullarda ölüm nedenlerinden biri, kalpte aşırı uyarılmaya bağlı olarak gelişen ve ölüme yol açan kalp durmasıdır.

Bedensel Zindelik Yaşamı Uzatır

Vücut ağırlığı kontrolü ve bilinçli egzersiz programı uygulayarak uygun vücut zindeliğini koruyan insanların ilave olarak uzun bir yaşam sürdürdüklerini gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Özellikle 50-70 yaşları arasındaki insanlar üzerindeki araştırmalarda en zinde olanlarda en az zinde olanlara oranla ölüm riskinin üç kat daha az olduğu gösterilmiştir.

Vücut zindeliği neden yaşamı uzatıyor? Bunun çok önemli sebeplerden bazılarını aşağıda belirtmeye çalışayım.

Vücut zindeliği ve vücut ağırlığı kontrolü, kalp damar hastalıklarının riskini büyük oranda azaltır. Bu durum kan basıncının düşük düzeyde korunmasına ve kan kolesterol ve düşük yoğunluklu yapı yağlarının düzeylerinin düşürülmesine ve yüksek yoğunluklu yapı yağlarının düzeyinin arttırılmasına bağlıdır. Daha önce belirtildiği gibi bu değişikliklerin hepsinin birlikte olması kalp krizlerinin, inmelerin ve böbrek hastalıklarının sayısını azaltır.

Atletik olarak zinde olan insan hastalandığında yararlanacağı vücut yedeğine sahiptir. Örnek olarak 80 yaşında zinde olmayan bir insanın kullanabileceği max oksijen değeri 1 litre/dakikadan fazla değildir. Bu şu anlama gelmektedir: Solunum rezervi üç ila dört katından daha fazla değildir. Bu kullanılabilir rezerv, pnömoni hastalığının geliştiği yaşlılarda yaşamın korunmasında özellikle önemlidir. İlave olarak, yaşlılarda gerektiğinde kalp dakika hacmini arttırma yeteneğinin atletik olarak zinde olan kişilerde olmayanlara göre yüzde 50 daha yüksek olduğu görülmüştür.

Egzersiz tüm vücut zindeliğini aynı şekilde, insülin direnci ve tip II diyabet gibi obezite ile ilgili olan kronik metabolik hastalıkların riskini de azaltır. Orta derecede düzenli egzersizin, anlamlı kilo kaybı olmasa bile, insülin direncini azalttığı hatta bazı vakalarda insülin tedavisine gerek kalmadığı gözlenmiştir.

Zinde bir vücut, aynı zamanda meme, prostat ve kolon kanseri gibi bazı kanserlerin riskini azaltır. Egzersizin faydalı etkilerinin çoğu obeziteyi azaltma ile ilgili olabilir. Buna karşın insan ve hayvan çalışmalarında; egzersizin birçok kronik hastalık riskini hangi mekanizmalarla azalttığı tam olarak anlaşılmış değildir. Fakat en azından kilo kaybı ve yağ dokusunun azalmasına olan etkisi bilinmektedir.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Spor Fizyolojisi ve Sporcu Sağlığı

giriş yap

parola sıfırla

Back to
giriş yap