Analiz | Türkiye 84- 70 Büyük Britanya

Alperen Doğan, Türkiye - Britanya maçını analiz etti


Eurobasket’in üçüncü, grubumuzun ikinci gününde milli takımımız, kağıt üzerinde grubun en zayıf ekibi Büyük Britanya ile karşı karşıya geldi. İkinci çeyrekte eline aldığı kontrolü maç sonuna dek kaybetmeyen 12 dev adam, sahadan 84-70’lik skorla galip ayrıldı ve gruptaki ikinci maçında ilk galibiyetini elde etmeyi başardı. Umulan ve tahmin edilen bu sonucun arkasında yatan artılarımızı ve diğer kritikleri incelemek üzere küçük bir değerlendirme yapalım.

Büyük Britanya, çok yetersiz kısa rotasyonuna ve kısalarına oranla daha kaliteli uzunlarına kenar yönetimiyle yapılan çalışmalar doğrultusunda güzel bir yerleşim eklemiş. Yarı sahaya hızlı gelip doğru yerleşiyor, Olaseni ve Clark’ın çember altı etkinliğini rakibine tehdit olarak gösterip gömülmelerini sağlıyor ve pas dolaşımını iyi yaparak dış atış imkanı bulmaya çalışıyor. Belçika maçında olduğu gibi millilerimize karşı da maç başında bunu iyi yaparak başladılar. Pota altında Olaseni’nin Semih’e kurduğu üstünlük ve Lawrence’ın gerek dribbling üzeri gerekse ceza atışı üzerinden skor tehdidini sahaya yansıtması Büyük Britanya’yı bir adım öne taşıdı. Bu dönemde temastan nefret eden rakibine karşı Semih’in sırtı dönük oyunlarını kullanmak isteyen Ufuk Sarıca, Rusya’nın turnuva standartlarına uygun savunması karşısında pasif kalan Melih’in Britanya karşısında rahat koşu alanı bulacağını düşünerek oyuncunun üzerine setler hazırladı ve Melih’in kestiği ceza şutlarıyla Türkiye hücumda ritim yakaladı. Bu dakikalarda Clark’ın sırtı dönük oyunlarına karşı önlem almak isteyen ekibimiz, oyuncuyu her bire birde baseline‘a yönlendirerek ribaund havuzunda kalabalıklaştı. Dış atışlar ve Clark tehdidi kapanınca kendisine ekstra opsiyonlar açamayan Britanya’ya karşı iç-dış dengesini Cedi ve Furkan’ın toplu-topsuz çembere ataklarıyla sağlayan ekibimiz devreyi 49-36’lık skorla önde geçti.

İkinci yarı, ilk yarının hoş bir imitasyonu şeklinde geçti. Doğuş’un topa baskısı ve Kenan’ın enerjisini sürekli diri tutmak isteyen ekibimizde Melih ve Semih’ten gelen skorlar, rotasyonun yan parçalarıyla kaydedilen sayılar aradaki farkı muhafaza etmemize yardımcı oldu. Kısıtlı seviyemize rağmen birçok yönden bizden zayıf olan rakibimze karşı da fazla zorlanmadan kazanmayı başardık. Analizi basit, küçük ve ortalama verilere dayalı bir maç oldu.

Bizim adımıza günün çıkarımı Melih Mahmutoğlu. Etrafında alan açıcı kuvvetli eller yokken fiziksel temaslara ve topsuz baskıya karşı vasat grafikler çizen Melih için Rusya maçının son 5 dakikası başta olmak üzere genelinde gösterdiği yetersiz görüntünün ardından özgüvenini tazelemesi önemli. Yetenek eksiğinin yüksek, güvenilir yönlendirici ve skorer sayısının neredeyse 0 olduğu takımımız için istikrarlı şutör eklemesi hayati önem taşıyor. Tabi teknik heyetimizin de Melih’e olan bu mecburiyetimizi hissettireden, oyuncuyu saklayarak Sırbistan, Letonya gibi kritik karşılaşmalarda doğru dakikalar ve beşlerde kullanması önemli. Örneğin, bugün ilk 5’te çıkarken Sinan’la ön alanı paylaşmaması bizim için artı. Sinan ve Melih’in aynı anda sahada olması kolay delinmeye, güçsüz kalmaya, açık alandaki koşu tempomuzu yarı yarıya kaybetmeye sebebiyet veriyor.

Sinan demişken… Bana göre bireysel performanslar baz alınırsa Rusya mağlubiyetinin bir numaralı sebebi Sinan’dan beklenen hiçbir şeyi alamamamız. O yazıda da anlattığım gibi Sinan’ın yönlendiriciliğine, zekasına tempoyu öldürmeden ve hemen hemen her pozisyon doğru karar vererek ihtiyacımız var. Bugün maça daha düşük baskıyla biraz daha iyi başladı fakat yine de takımın temposuna ayak uyduramadı. Sinan’ın istediği basketbola ayak uyduracak oyuncu sayımız çok düşük. Bununla beraber, fiziksel durumunun da bir getirisi olarak perde çıkışında topu tutma hastalığı bugün de birkaç pozisyonda kendisini gösterdi. Kuvvetli rakipler karşısında kilitlenmemesi için o düşük tempoda her pozisyonu mükemmel oynaması gerekiyor ki zaafiyet minimuma insin.

Önümüzde üç değerli maç var. Belçika maçı kağıt üzerinde göründüğü kadar kolay olmayabilir. Ayrıca tam sahada yapılan şuursuz preslere karşı Sırplar ve Letonyalıların topu iyi çıkarması halinde kolay ritim bulması ve mecburen yarı sahaya döktüğümüz savunmamızı rahat delme ihtimalleri mevcut. Zira hızlarına cevap verdiğimiz beşlerde sizelarına, size dezavantajını az da olsa azaltmaya çalıştığımızda hızlarına cevap vermemiz çok zor. Mesela Semih Erden’in Sırbistan maçı öncesi en iyi dönemindeki Ömer Aşık yüklemesi yapması gerekecek ki 4 numarayı Cedi’yle geçtiğimiz dakikalarda ribaundlarda ve boyalı alan savunmasında bir tehdit oluşturabilelim. Muhtemelen Porzingis’in şutlarına, Timma’nın 5 metre üzeri aldığı toplara müsaade ederek açıkları kapatmaya çalışacağız. Çok zor 3 maç bizleri bekliyor.

Grubundaki ikinci maçında ilk galibiyetini alan milli takımımızı tebrik ediyorum. Yeni zaferlerde ve Rusya maçıyla çok zor hale gelmesine rağmen çeyrek final ve üstü aşamalarda görmeyi dileyerek okuyanlara teşekkür ediyorum.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Analiz | Türkiye 84- 70 Büyük Britanya

giriş yap

parola sıfırla

Back to
giriş yap