Analiz | İspanya 72 – 92 Slovenya

Slovenya'nın finale yürüyüşünü ve kazandıkları İspanya maçının analizini Semih Altınbaş yazdı


Geldik yarı final turuna, çabuk geçti desem? Neyse, İspanya – Slovenya maçını ele alalım.

Maç tutuk başladı aslında hafiften ama ısınma turlarının ardından iyi bir hal aldık. Ancak maç boyunca “olmayan” bir İspanya takımı izledik. Yapmaya çalışıp da başardıkları herhangi bir şey var mı diye düşünüyorum, yok. Başardıkları şeyleri Slovenya’nın hatalarından yararlanarak sonuca götürdüler, yapmaya çalıştıkları bir şey olmadı yani. Dediler biraz Vidmar’a indirelim topu, orada Pau Gasol çıktı sahneye Semih Erden’de olduğu gibi. Şutu olan, hafiften ince atletik pivotunuz yoksa Pau sizi yer pota altında. Randolph’u da dışarıdan oynatıyorsunuz stratejik olarak. Ama bu anlarda sahneye çıkacak yan parçalar her zaman önemlidir ya, Prepelic, Nikolic, Blazic. Var Slovenya’da bunlar, bahsettim daha önceden. Süreyi paylaşmadılar bugün fazla ama bu şekilde yan parçalar daha çok sahneye çıkma fırsatı buldu. Rubio’yu riske ettiğimiz zaman Ufuk hocanın tercihleri çok eleştirildi. 1/6 üçlük attı bugün. Rubio o beş şutu bize karşı attı diye o tercih yanlış tercih olmuyor. Bal gibi de doğru tercihmiş ki turnuvanın Doncic ile beraber parlayan yıldızı Igor Kokoskov da bunu zaman zaman tercih etti. Yine aynı senaryo oldu, Rodriguez’e teslim ettiler yönetimi ve oradan yürümeye karar verdiler. Ancak bu sefer karşılarında duvar gibi yetenekler ordusu vardı. Üçüncü çeyrekte skor 47-57 iken boş fast break bitiremedi Slovenya, dönüşünde San Emeterio’nun üçlüğü geldi, “acaba kırılma anı olur mu?” dedim ama İspanya’da bugün bunu devam ettirecek hiçbir etken yoktu. Bir klişe vardır ya Türk sporunda: Takım olmak. İspanya 8-9 çok yetenekli oyuncunun bir araya gelmesiyle birlikte büyük sinerji yakaladı, eyvallah. Takım dediğimiz Slovenya’dır hocam, Türkiye, Almanya’dır. Ben bu ruhu o takımlarda gördüğüm için bu örneği verdim.

İspanya koçu Sergio Scariolo, Fransız Collet’nin hatasına düşüp çift uzunla dominasyon kuracağına inandı. Vidmar’ı ve Slovenya’nın böyle yıpratılamayacağını tahmin edemedi. Eksikleri neydi derseniz bence bir kelepçe. Yani Doğuş Balbay stili bir kısa savunmacısı.

Maçın kilidiyse Slovenya’nın Dragic, Doncic gibi ana parçalarına yan parçaları eklemesinin yanında asist/top kaybı oranları oldu. 15 asist / 13 top kaybı İspanya, 23 asist / 8 top kaybı Slovenya.

Bazı şutlar panyalı girince “top seviyor Slovenya’yı” yorumları yapıldı biraz. İstiyorlar, o kadar büyük bir özgüvenle atıyorlar ki şutları, sevsin o top bir zahmet. Çeyrek final yolunda 8/25 (%32) maç başına üçlük isabetiyle oynadılar. Bugün ise 25 üçlüğü attılar ancak yanına 6+ (14/25 ile %56) yazalım.

Igor Kokoskov maç sonu yayıncı kuruluşa “Sırplar veya Ruslar farketmez, biz burada olacağız.” demecini vererek gözdağının büyüğünü verdi. Artık sadece Sloven halkının değil, tüm basketbol sosyetesinin sempatisini kazandılar. İlk maçtan demiştim “Bir sürpriz yapıp şampiyon olurlar mı?” diye sosyal medyada. Son bir adım kaldı. Keyifli seyirler

Daha fazlası için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Analiz | İspanya 72 – 92 Slovenya

giriş yap

parola sıfırla

Back to
giriş yap