2018 Model Şampiyonluk Yarışı

Malumunuz geçen sene öyle çok çekişmeli geçen bir şampiyonluk yarışı izleyemedik.


Malumunuz geçen sene öyle çok çekişmeli geçen bir şampiyonluk yarışı izleyemedik. Beşiktaş’ın Şenol Güneş önderliğinde sürdürdüğü şampiyonluk mücadelesinde Başakşehir az da olsa çelme takar gibi olmuş ama daha iyi ayağa kalkan Beşiktaş zirveyi yine kimselere bırakmamıştı. Daha önceleri şampiyon olamasa da hep ilk ikide olan Fenerbahçe ise Dick Adcocat’ın bitmek bilmeyen şikâyetleri, oyuncuların yetersiz performanslarıyla ancak Galatasaray ile beraber girdiği üçüncülük yarışını kazanabildi. Galatasaray ise Dursun Özbek’in yönetmeye başlamasından itibaren yaşadığı önlenemez düşüşü sürdürerek dördüncü oldu ve sezonu da erken açmak zorunda kaldı. Trabzonspor ise ikinci yarıdaki iyi çıkışını sonlara taşıyamadı ve sezonu Avrupa kupalarına katılma hakkı kazanamadan tamamladı.

Yeni sezona girerken takımlarımıza baktığımızda ise hemen hemen hepsinde daha üst sıralara ya da şampiyonluk yaşamak için iddialı konuma gelme planları var. Biz de takımlarımızın bu planlarını, yeni sezondaki şampiyonluk şanslarını, transferlerini, oynayabilecekler taktiksel varyasyonlarını değerlendirdik.

BEŞİKTAŞ

Son şampiyon Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılacağı ve herhangi bir ön eleme oynamayacağı için sezonu geç açan takımlarımızdan. Geçen sene göze hoş gelen ve aynı zamanda mücadeleci futboluyla şampiyonluğu hak eden Beşiktaş acaba yeni sezonda neler yapacak? Kadrosuna Pepe gibi dünyanın en iyi stoperlerinden birini transfer eden Beşiktaş yıllardır şampiyon olsa dahi çektiği stoper tandemi sıkıntısını tam aştı derken finansal fair-play kurallarının da gölgesi altında Lyon’dan gelen cazip teklifi kabul etmek zorunda kaldı. Marcelo hava toplarında çok etkili olması, kademesinin iyi oluşu ve istikrarlılığı ile 1,5 sezondur Beşiktaş’ın savunmadaki sigortası idi. Pepe ise bu özelliklerin hepsini barındıran, üstüne üstlük agresif, lider ruhlu, winner bir oyuncu. Pepe’nin başarılı olacağı aşikâr fakat Şampiyonlar Ligi’nde de oynayacak olan Beşiktaş’ın tabii ki Pepe ayarında olmasa da enerjik, kademeli ve ayakları iyi olan geriden oyun kurmasını sağlayacak bir stoper alması şart. Fenerbahçe ve Galatasaray’a nazaran eksikleri daha az olan Beşiktaş’ın bir diğer önemli eksikliği de santrafor bölgesi. Cenk Tosun o bölgede ne kadar eleştirilirse eleştirilsin yapabileceğinin en iyisini yapıyor. Fakat üç kulvarda da gitmek isteyen Beşiktaş için stoperden sonra ikinci en önemli transfer yapması gereken bölge kesinlikle bu bölge. Aboubakar her ne kadar geçen sezonun sonuna doğru performansını artırmış olsa da, kanat ve bek oyuncuları oturmuş ve iyi ortalar kesebilen bir Beşiktaş için lazım olan santrafor tipi Aboubakar gibi patlama gücü yüksek, fuleli bir santrafor yerine ceza sahası içinde etkin, gol pozisyona girme ve girdiklerini de gol yapma yüzdesi yüksek bir santrafor alması şart. Tıpkı şimdilerde adını bile söylemek istemedikleri Mario Gomez gibi. Beşiktaş’ın gündeminde ise bu profile en uygun kişi Andre Pierre Gignac. Fransız futbolcu son vuruşlardaki ustalığı ve top tekniğiyle gündemdekiler içinde Beşiktaş’ın ihtiyacını karşılayabilecek en iyi futbolcu. Ama Meksika’da çok iyi oynuyor olması bu transferi tabii ki de çok zorlaştırıyor. Beşiktaş’ın bir diğer önemli ihtiyacı da sol kanat oyuncusu transferi. Özellikle Gökhan Töre’nin sakatlığından sonra kanat rotasyonu iyice daralan Beşiktaş’ın Orkan transferi gelecek adına önemli olsa da sol kanat transferini hala zorunlu kılıyor. Bu esnada gündemde net bir isim olmasa da Beşiktaş’ın sürekli içe kat eden Ryan Babel tarzı bir sol kanat değil de, çizgiye de rahatça inebilecek, daha hızlı ve fizikli bir transfer yapması gerekiyor. Onun haricinde günümüz futbolunun olmazsa olmazı “merkez orta sahanın iyi olması şartı” Beşiktaş için bu senede geçerli. Atiba-Oğuzhan ikilisi Beşiktaş’ın başarısındaki en önemli etkenlerden birisi. Atiba’nın bitmek bilmeyen enerjisi, yüksek top kapma ve pas becerisi Oğuzhan’ın “playmaking”i ile birleşince Beşiktaş merkez orta sahada her zaman üstün konumda olmayı başardı. Onların önündeki Talisca’nın bu sezon da Beşiktaş’ta olması ise Beşiktaş’ın gol yollarındaki sorununu yine çözecek gibi duruyor. Çünkü Talisca klasik bir on numara gibi değil de daha çok ikinci forvet katkısı yapıyor. Bu da Beşiktaş’ın hücumdaki işini kolaylaştıran etkenlerden birisi… Beşiktaş’ın bek rotasyonu da ihtiyaç duyulmayan mevkilerden bir tanes. Sağ bekte Gökhan Gönül’ün yeri garanti diyebiliriz. Beck ise istikrarı ile onun arkasında güven vermeye devam ediyor. Sol bekte ise ben herkesten farklı olarak geçen sene çok ciddi katkı vermiş olsa da formda bir Caner’in Adriano’nun yerine oynaması gerektiğini düşünenlerdenim. Adriano her ne kadar çok iyi olsa da Caner’in patlama gücü, şutu, hızı ve iyi ortaları ile Adriano’nun bir adım önünde olduğu bir gerçek. Kalede ise Fabri olacak gibi görünüyor. Fakat Beşiktaş’ın eğer finansal fair-play kurallarına takılmadan iyi bir kaleci alma şansı varsa bence kesinlikle almalı. Çünkü Fabri zaman zaman iyi refleksler gösterse de her an Beşiktaş’ın bütün kurgusunu planlarını bozacak, hata yapabilecek bir kaleci. Örneğini geçen sezon ki O.Lyon maçında acı bir şekilde gördük. Beşiktaş bu eksiklerinin yanı sıra oturmuş sistemi ve kadrosuyla, taraftarıyla, yönetimiyle, teknik direktörüyle bu sene de şampiyonluğun ilk favorisi konumunda. Bütün bu değerleri ele aldığımızda Beşiktaş için şimdilik şöyle bir ilk 11 uygun görünüyor:

İSTANBUL BAŞAKŞEHİR

Geçtiğimiz sezonun şüphesiz en flaş takımı olan Başakşehir bu sezona da yine kadro mimarisi olarak en iyi hazırlanan takım konumunda. Ağustos ayı gelmeden neredeyse bütün transferlerini bitiren Başakşehir, kadro derinliği ve mental olarak en hazır takımımız. Başakşehir’in kadrosunu incelemeye başlamadan önce Türkiye’deki artık herkesin kabul ettiği daha doğrusu etmek zorunda kaldığı Abdullah Avcı gerçeğinden bahsedelim. 2011 yılında A Milli Takım’ın başına geçtiğinde ve ardından yaptığı flaş hamlelerle bütün eleştiri oklarını üzerine alan Türkiye’nin en marjinal ve yenilikçi teknik direktörü şimdilerde ise kariyerinin zirvesinde bütün Türkiye’nin saygı duyduğu biri haline geldi. Peki neydi Abdullah Avcı’yı farklı kılan? Abdullah Avcı her şeyden önce usta bir taktisyen. Maçlarda çoğu teknik direktörün aksine bir değil birçok planı olan Abdullah Avcı oyunun gidişatına göre taktiğini değiştirebilir ve cesur hamleler yapabilir. Avcı’nın takımında gördüğümüz en bariz özellik takımın sahaya dizilimi. Geçen sezon bütün maçlarda sahaya o kadar kompakt yayıldı ki Başakşehir her futbolcunun top ayağındayken birden çok pas atma alternatifi vardı. Bu da oyunun belli bir alana sıkışmamasına, anında kanat değiştirmesine, topun Başakşehir ’de daha çok kalmasına imkân tanıdı. Bir de Avcı’nın sisteminde Emre Belözoğlu gerçeği var ki es geçmesi mümkün değil. Oyunu çok iyi okuyabilen, verdiği paslarla hem kanat oyuncularını hem de santraforunu pozisyona sokan Emre Belözoğlu aynı zamanda takım içindeki üstlendiği liderlik görevini en iyi şekilde yaparak Başakşehir’in görünürde (kulübede) alternatifinin olduğu fakat aslında yeri doldurulamayacak tek ismi. Club Brugge ile oynanan destansı ön eleme ilk maçında yine Başakşehir’in ne kadar iyi bir “takım” olduğunu bir kez daha gördük. İlk yarıda Başakşehir’in belki de en büyük zaafı olan stoper tandemi başta Epureanu olmak üzere soğuk duş etkisi yaratsa da özellikle ikinci yarıda Emre’nin kreatif oyunu ve Mossoro’nun bireysel becerisiyle maçı 3-3 bitirerek rövanş için çok büyük bir avantaj elde etti. Başakşehir’in kadrosunu incelediğimizde ise: Kalede Volkan Babacan var ki formda bir kaleci. Zaten A Milli Takımımızın da halen kalesini korumakta. Yedeği ise Ufuk Ceylan… Sağ bekte ise geçen sezonun ortasında gelen Caiçara iyi bir performans gösterirken onun alternatifi ise yine istikrarı ile öne çıkan fakat Caiçara’ya göre daha az meziyetli Uğur Uçar. Stoperde ise yeni transfer Chedjou Galatasaray’da isteneni veremese de ayakları iyi olan ve savunmadan çıkışları ile Avcı’nın sistemine uygun bir isim. Fakat onun da ayak bileğinin kırılmasıyla stoperde bir kişi eksik kaldı Başakşehir. Egemen Korkmaz ise iyileşti fakat çok uzun zamandır oynayamaması sebebiyle o da tam hazır değil. Zaten 34 yaşında olması da onun için bir dezavantaj. Halen tam olarak hazır olan 2 stoperi var Başakşehir’in. Biri Brugge maçında pek de iyi bir performans gösteremeyen Epureanu ve yeni transfer Da Costa… Brugge maçında ise normalde ön liberoda izlediğim Attamah stoperde oynadı. Bu geçiş döneminde onu bazen stoperde izleyeceğimiz aşikâr. Zaten Attamah da o bölgeye yabancı bir oyuncu değil. Başakşehir o bölgeye oyuncu transfer eder mi şu an için bilmiyoruz. Fakat şöyle bir gerçek var ki İstanbul Başakşehir eğer bir rüyayı daha gerçekleştirip Şampiyonlar Ligine kalırsa ben Abdullah Avcı’nın bu bölgeye de Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir oyuncu isteyeceğini düşünüyorum.

Sol bekte ise büyük bir sükse yaratarak Manchester City’nin sol beki Gael Clichy ile sözleşme imzaladı. İmza töreninde Galatasaray’ı reddettiğini söyleyen Clichy’nin açıklamaları ise Başakşehir’in yoluna nasıl emin adımlarla gittiğinin bir göstergesi daha olmuş oldu. Clichy tecrübesi ve yeteneğiyle Başakşehir’e seviye atlatacak elbet fakat. Hem ileride ve gerideki temposuyla bu sene Başakşehir’in sol kanat hücumlarında da başı çekecek isim gibi görünüyor. Onun da yedeği ise geçen sene iyi denilebilecek bir performans gösteren Alparslan Erdem. Merkez orta sahada ise Emre Belözoğlu gerçeğini ise zaten konuşmuştuk. Fakat onun bu iyi performansının şifrelerinden ve en büyük yardımcılarından olan Mahmut Tekdemir’i hiç konuşmadık. Top kapmadaki meziyeti, yüksek koşu yüzdesi ve bitmeyen enerjisiyle Mahmut, Belözoğlu’nun yükünü hahifleten çok önemli bir konumda. Bu ismin alternatifleri ise Gökhan İnler ve Attamah. Beşiktaş’ta beklediğini bulamayan İnler Avcı’nın sistemine uyum sağlayabilirse ilerlemiş yaşına rağmen çok fayda sağlayacaktır. Attamah ise stoperdeki ihtiyaç biterse yine dinamizmiyle bu bölgedeki iyi alternatiflerden birisi. Onların önünde ise rüştünü Club Brugge maçında bir kez daha gösteren Mossoro. Skora katkısı ve arkadaşlarına yarattığı imkânlar neticesinde Mossoro Başakşehir için bu sene de çok önemli bir konumda. Onun arkasında bekleyecek isim ise geçen sezonun ortasında takıma katılan yeteneğiyle gelecek vadeden İrfan Can. Mossoro’nun yokluğunda ya da formsuzluğunda onu aratmayacak yetenekte bir isim. Kanatlarda Cengiz Ünder’i rekor bedelle Roma’ya veren Başakşehir daha Cengiz gitmeden onun boşluğunu doldurmuştu bile. Sağ kanatta istikrarı ve skora katkısıyla büyük kulüplerin de radarına giren Visca’ya, ilk kez milli takıma aldığı ve iyi tanıdığı Tunay Torun’u alternatif olarak koydu Abdullah Avcı. Sol kanatta ise Feyenoord’tan gelen Elia var. Kendisinden beklenen patlamayı bir türlü yapamayan Elia ise driplingi ve tekniği ile Başakşehir’de Abdullah Avcı ile çıkış yakalayabilecek isimlerden. Nitekim Brugge maçında attığı golle bunun ilk sinyalini de çakmış oldu. Onun alternatifi ise yine Avcı’nın prenslerinden olan eski Beşiktaşlı Kerim Frei. Sanrtafor bölgesinde ise bir çok alternatifi ve çok özel oyunculara sahip Başakşehir. Adebayor iştahı, yeteneği ve tecrübesiyle o bölgenin ilk sahibi. Fakat arkasında ise yeni transfer Mevlüt Erdinç bitiriciliği ve gole yakınlığıyla onun en büyük rakibi. Abdullah Avcı’yla kendini bulan Mehmet Batdal ve geçen sene kritik gollerle Başakşehir’e can veren Napoleoni ise çift santraforlu sistemde veya olası sakatlıklarda yine forma bekleyen formda isimler olarak dikkat çekiyor. Bol alternatifli ve oturmuş kadrosuyla, Abdullah Avcı’yla İstanbul Başakşehir bu sene de zirveyi zorlayacak ve hatta belki de şampiyonluk ipini göğüslemek isteyecektir. Son olarak Başakşehir’in olası kadrosuna da bir bakalım:

FENERBAHÇE

Ne olursa olsun sezon sonunda puan sıralamasında en kötü ikinci olarak gördüğümüz Fenerbahçe’yi geride bıraktığımız sezonda bu sefer ilk ikide göremedik. Sezona Vitor Pereira ile başlayan sonraları Şampiyonlar Liginde yarı final oynayacak olan Monaco’ya elenen Fenerbahçe bu eşleşmeden sonra Pereira ile yollarını ayırıp tecrübeli Hollandalı Dick Advocaat’ı getirdi Fenerbahçe. Gelir gelmez Lens takviyesiyle dikkatleri de üzerine çekti. Fakat bir sorun vardı ki sezon bitene kadar Fenerbahçe bu sorun ile uğraştı. Advocaat sürekli takımın yetersizliğinden ve kalite düşüklüğünden söz ediyordu. Bu da ister istemez oyunculara yansıyor ve iyi bir coaching performansı da gelmeyince yıllar sonra Fenerbahçe ilk ikiye giremiyordu. Bu sezona girerken ise başkan Aziz Yıldırım Fenerbahçe için, söylediği sözden geri adım attı ve takımın başına Aykut Kocaman’ı getirdi. Aykut Kocaman ise çok istikrarlı ve başarılı geçen Konyaspor kariyerini ve son sezonunu Türkiye Kupası zaferiyle taçlandırıp, mental olarak da hazır geldi Fenerbahçe’ye. Peki, ikinci Aykut Kocaman dönemi bu sene Fenerbahçe’yi şampiyon yapacak mı? Aykut Hoca’nın oyun felsefesinden başlayalım önce: Aykut Kocaman tempolu ve paslı oyunu seven bir teknik direktör. Fenerbahçe’nin fiziksel gücünü de yukarıya çekecek Aykut Kocaman için önündeki en büyük engellerden bir tanesi Fenerbahçe’nin sattığı kadar oyuncu alabilme kuralı. Yıllar içinde futbolcu bonservislerine çok paralar harcayan Fenerbahçe için artık Finansal Fair Play kısıtlaması geldi. Hal böyle olunca Kocaman da tam olarak istediği oyuncuları alamıyor olabilir. Zaten son oynanan Sturm Graz maçında santrafor transferi yapamayan Fenerbahçe genç oyuncu Ahmet Han ile oynamak durumunda kaldı. Her ne kadar santrafor transferi yapmasa da Fenerbahçe’nin yeni transferleriyle bu sezon neler yapabileceğine gelin bir bakalım: Kalede Volkan Demirel’in inişli çıkışlı grafiği ve yaptığı basit hatalardan dolayı Malaga’dan Kameni transferini yaptı Fenerbahçe. Yeni sezonda ise Volkan Demirel’in değil de Kameni’nin oynaması Fenerbahçe için daha faydalı gibi duruyor. Çünkü Fenerbahçe taraftarı basit hatalardan gol yemek istemiyor ve Volkan’ın saha içindeki gereksiz gerginlikleri takımı yıpratabiliyor. Sağ bekte ise Fenerbahçe bonservis bedeli ödemeden Isla transferini yaptı. Ki yapabileceği en güzel işlerden biriydi bence. Bonservisleri bir ara 14 Milyon Euro’yu görmüş top tekniği ve oyun görüşü çok iyi bir oyuncu. Tabii ki eski formunda değil Isla fakat hala bizim ligimizde çok iyi işler yapacak durumda. Yedeği ise Şener olacak. Ki Şener aslında birinci bek olarak oynayabilecek bir kapasitede bir oyuncu. Stoperde finansal fair-play sıkıntısından dolayı Kjaer’i satacak Fenerbahçe’nin oraya şimdilik bir oyuncu alması zor görünüyor. Dolayısıyla Topal’ı o bölgeye çekme ihtimali de güçlü gözüküyor. Neustadter ve Skrtel ile de orasını bu şekilde idare edecekmiş gibi görünüyor Fenerbahçe. Sol bekte de yoğun tepkiler altında imza atan Hasan Ali ile yoluna devam edecek olan Fenerbahçe Hasan Ali’yle savunmada çok açık vermese de hücumda da istenilen bindirmeleri ve hücum varyasyonlarını göremeyebiliriz. İsmail de bu konuda Fenerbahçe’ye çözüm olacak görüntüde değil. Geçen sene Advocaat’ın çok kısırlaştırdığı ve playmaking olarak neredeyse çöktüğü bir merkez orta saha izlemiştik. Bu sene Sturm Graz maçında da görülen o ki o bölgede Alper Potuk ile daha yaratıcı olan Fenerbahçe Josef De Souza ve Ozan’ın çift yönlü oyunu ile de o bölgenin savunma kısmına şimdilik böyle bir çare bulmuş görünüyor. Alper Potuk için ayrı bir parantez açmak gerekirse, Graz maçının kuşkusuz en iyisiydi. Dripling olarak iyiydi, pozisyon yaratma olarak çok iyiydi ve fiziksel olarak da diri bir görüntü verdi Alper. Geride bıraktığı istikrarsız sezonların ardından Aykut Kocaman ile çıkış yakalaması onun kariyeri için de çok büyük bir artı olur. Zaten arkasında da Mehmet Ekici gibi çok güçlü bir tehdit var. Hatta belki de onun çoğu zaman ilk alternatif olması bile düşünülebilir. Kanatlara geldiğimiz zaman sağ kanat için tam Aykut Hoca’nın isteyeceği bir profilde olan Nabil Dirar alındı. Tempolu, koşan pas futboluna ayak uydurabilecek bir oyuncu. Skora katkısı ne kadar olur o da işin bir başka tartışmalı konusu. Fakat her ne olursa olsun Fenerbahçe’nin hem sağ kanat için hem de sol kanat için bir transfer yapması çok gerekli görünüyor. Sol kanatta aslında ofansif orta saha pozisyonunda daha sık izlediğimiz ve Fenerbahçe’nin yaşı ve maliyeti ne olursa olsun bu seneki en önemli transferi Valbuena var. Fransa Milli Takımında da oynamış, tecrübesi, tekniği ve üstün saha görüşüyle hiç kuşkusuz Fenerbahçe’nin bu seneki kilit isimlerinden. Kulübedeli diğer kanatlar Aatıf ve Stoch da Fenerbahçe’nin kanat ihtiyacını karşılayacak yeterlilikte oyuncular değil. Santrafor bölgesine baktığımızda da olası Van Persie – Feyenoord transferinden sonra Fenerbahçe’nin bu bölgeye iki transfer yapması gerekiyor. Biri fuleli, fizik gücü yüksek takıma enerji verebilecek özelliklerde olması gerekirken diğerinin de daha bitirici özellikte olması gerekir. Çünkü geçtiğimiz sezon Fenerbahçe geçiş oyunlarında kendisine ayak uyduramayan ve ağır kalan, en sonunda bitirmekte zorlanan santraforlarla oynadı. Bu yüzden de atılan gol olarak rakiplerinin gerisinde kaldı Fenerbahçe. Bu sezon Aykut Kocaman’ın önderliğinde zirve yarışını bırakmayacak olan Fenerbahçe’nin muhtemel 11’ine bir bakalım:GALATASARAY

Sezonu dördüncü bitirerek Avrupa Kupaları 2. Ön Eleme Turu’ndan başlamak zorunda kalan Galatasaray dolayısıyla da sezonu en erken açan takım oldu. Bu sezon Igor Tudor’la beraber yeni bir yapılanmaya gitmeye başlamıştı. Yeni transferleriyle bunun ilk sinyallerini veren Galatasaray, ne var ki Östersund eşleşmesinde yokları oynayıp sonunda da elenince geçen seneden beri eleştiri oklarını üzerine alan ve üstelik eşleşme öncesi Wesley Sneijder’i gönderen Tudor’un kredisi iyice tükenmiş oldu. Her ne kadar bu sezon planlı ve doğru transferler yapsa da; Dursun Özbek ve yönetimi, teknik direktör bilmecesi ve idare olarak başarılı olamaması sebebiyle taraftarlardan inanılmaz eleştiriler aldı ve almaya da devam ediyor. Milli Takımda Fatih Terim’in istifası ile takımın başında görmek istedikleri teknik direktörü belli eden taraftarların baskısı iyiden iyiye artarken, Galatasaray ise Mircae Lucescu’yu “üst akıl” adı altında takımın görünmeyen patronu yapmak istiyor. Bu belirsizlikler konuşulmaya devam ederken biz takımın başında Igor Tudor’un olacağını düşünerek yeni sezon değerlendirmemize başlayalım: Kalede sözleşmesini 2021 yılına kadar uzatan geçen sezonu formsuz geçirse de Galatasaray’ın hem kalecisi hem de kalesi Fernando Muslera olacak. Galatasaray ise Real Madrid ve Juventus ile aynı grupta olduğu sene çok sıkıntısını çektiği yedek kaleci için de görüşmelerini sürdürüyor Galatasaray. Sağ bekte ise Eboue’den sonra yaptığı transferlerde başarılı olamayan Galatasaray bu sefer maceraya gitmedi ve Sevilla’nın tecrübeli sağ beki Mariano’yu kadrosuna kattı. Mariano hem ofansif yönü güçlü hem de iyi pozisyon bilgisiyle defansta da rakip ataklarını engelleyebilecek bir oyuncu. Onun alternatifi olarak ise Martin Linnes. 1,5 senedir Galatasaray’da çıkışa geçemeyen Martin Linnes bu sezon gerek sağ bekte gerek te sol bekte alternatif isim olacak gibi görünüyor. Stoperde ise Maicon transferi ile Galatasaray o bölgenin agresiflik sorununu, hava topu zafiyetini ve geriden oyun kurma yükünü yıldız stoper Maicon’a teslim etmiş görünüyor. Maicon Galatasaray’ın kanayan yaralarına ilaç olmaya çalışırken onun partnerinin kim olacağı ise bir başka merak konusu. Ahmet Çalık Serdar Aziz’e göre daha istikrarlı fakat yaptığı basit hatalarla ve zayıf top tekniği ile bu bölgede sos verebilecek isimlerden. Serdar Aziz ise kariyerinde hiçbir zaman istikrar yakalayamamış, bir iki sezon parladığı dönemler haricinde yokları oynayan bir bek. Bir diğer alternatif Koray ise ayağı iyi, hava toplarında da etkili fakat onun da ciddi bir istikrar ve tecrübe eksikliği var. Bu şartlar altında mücadele gücü, hava hâkimiyeti ve fiziki yeterliliğiyle Ahmet Çalık’ın Maicon’un yanındaki isim olacağını söylememiz mümkün. Sol bekte Galatasaray’ın Lionel Carole ismi var sadece. Fakat Carole geçen seneki inanılmaz kötü performansı ve savunma zafiyetiyle bu sene oradaki ilk düşünülen ismin olmaması gerekiyor. Galatasaray’ın o bölgeye eğer bonservisle adam almaması gerekiyorsa da yine orada oynayacak oyuncunun Carole değil ne olursa olsun Martin Linnes olması gerekiyor. Gelelim Galatasaray’ın eskiyen ve kabuğunun en acil değişmesi gereken bölgesine: merkez orta sahasına… Kaptan Selçuk İnan o bölgenin 6 yıldır sürekli oyuncusu ve Galatasaray ile sayısız başarıya sahip. Fakat her sene düşen temposu ve mental yorgunluğu ile Galatasaray’ın o bölgedeki ilk alternatifi olmaktan artık çıkmak üzere. Çünkü bitmek üzere olan Fernando transferiyle -eğer gerçekleşirse N’Diaye- Selçuk İnan’ın tahtını yıllar sonra kaybedecek. Tamperamanı düşen Galatasaray içinse merkez orta sahanın temposunu artırması ve oyunu bu bölgede kurabilmesi başarıya giden yoldaki en büyük etkenlerden. Çünkü hatırlarsak en son Lincoln’lü, Kewell’lı, Arda’lı ve Baros’lu Galatasaray kadrosunun orta sahası Barış Özbek ve Mustafa Sarptan oluşmuş ve Galatasaray sezonu çok kötü yerde tamamlamıştı. O yüzden Galatasaray’ın bu bölgede macera arama şansı yok denecek kadar az. Fernando’yu değerlendirecek olursak son sezon Guardiola’nın sistemine uymadığı için çok şans bulamasa da hala Avrupa’da her takımda oynayabilecek kapasitede bir ön libero. Top kapma özelliği çok yüksek, pozisyon alma becerisi kuvvetli ve topu oyuna sokma konusunda çok iyi olan Fernando, Galatasaray’ın o bölgedeki eksikliğini kapatacak komple bir oyuncu. Tolga Ciğerci ise koşu mesafesi ne kadar yüksek olursa olsun top tekniğindeki büyük eksikliği ve oyun görüşünün çok az olması sebebiyle o bölgede sadece alternatif olabilecek bir isim. 8 numara içinse box to box tarzı bir oyuncu düşünen Galatasaray’ın Osmanlıspor’un yıldız oyuncusu N’Diaye’yi oraya düşünmesi yine taktiksel olarak çok doğru bir hamle. Çünkü N’Diaye yeri geldiğinde top kapan, yeri geldiğinde şut çeken, verdiği paslarla pozisyon sağlayan tam bir 8 numara. Eğer Galatasaray bu oyuncuları takıma kazandırırsa, ofansif orta sahaya aldığı Belhanda ile de çok iyi bir orta sahaya sahip olacak. Gelelim Belhanda’ya. Geçen sezon Lucian Favre yönetiminde büyük başarıya ulaşan Nice’in en kritik oyuncularından olan Belhanda’yı rekor ücretle aldı Galatasaray. Peki Belhanda Galatasaray’a ne verebilir. Yumuşak bilekleri, hızı, dikine gidebilmesi ile Galatasaray’ın topu 3. Bölgeye taşımasında çok önemli bir rol üstlenecek. Ayrıca vereceği skor katkısını küçümsemek lazım. Sağ kanatta Feghouli’nin bitme aşamasında olması o yine çok gerekli bir hamleydi Galatasaray için. Çünkü Feghouli ofansif katkısının yanı sıra bir çok kanat oyuncusunun aksine defansif olarak da çok önemli ve enerjik bir isim. Arkasında ise Galatasaray’ın sorunlu ama bir o kadar da potansiyelli yıldızı Sinan Gümüş var. Sol kanatta ise iki oyuncu var: Rodrigues ve Yasin. Her ne kadar taraftarlar tarafından çok eleştiri alsa da gayreti ve özverisiyle Yasin o bölgedeki yine ilk tercih olacaktır. Belhanda’nın da ona pozisyon yaratacağını düşünürsek, o kanatta Galatasaray’ın son şampiyonluğundaki Sneijder – Yasin iş birliğini görmemiz mümkün olabilir. Garry Rodrigues ise beklenen patlamayı yapamasa da bu sezon kendisinden çok şey beklenen oyuncuların başında geliyor. Santrafor mevkisinde Podolski’nin gidişiyle yeni golcü arayışlarını Bafetimbi Gomis ile noktalayan Galatasaray, hırslı yapısı ve iyi bitiriciliğiyle ondan çok şek kazanacaktır. Zaten geçen sezon Fransa Ligi’nde 32 maçta 20 gol atmış bir oyuncudan bahsediyoruz. Ama buradaki en önemli nokta Galatasaray’ın forvetteki oyuncularına ne kadar pozisyon hazırlayabileceği. Çünkü geçen sene takıma katılan Eren Derdiyok her ne kadar sakatlıklarla uğraşmış olsa da hava hakimiyeti yüksek, fizikli ve golcü bir oyuncuydu fakat pozisyon yaratmada sıkıntı çeken Galatasaray takımında istediği skorlara ulaşamadı. Galatasaray’da teknik direktör kim olur ya da kim devam ettirir bilinmez ama şu bir gerçek ki Galatasaray yeni sezona çok daha iyi hazırlanıyor.

TRABZONSPOR

İkinci yarıdaki çıkışıyla umut verse de son haftalardaki düşüşü ile Avrupa Kupalarına katılma hakkı kazanamayan Trabzonspor bu sene ligi daha iddialı bir yerde bitirmek istiyor. Ersun Yanal yönetiminde hazırlanan Trabzonspor’da takıma yeni katılan ve yeni katılacak oyuncularla birlikte Trabzonspor daha bir takım görüntüsü verme amacında. Elde olan oyunculara, gelenlere ve gelecek olanlara baktığımızda Trabzonspor değerlendirmemize başlayalım. Kalede Trabzonspor’un kaptanı Onur var. İlk parladığı zamanlardaki gibi olmasa da Onur yine Trabzon’un kalesini emin ellerde koruyacak oyuncu. Onun ardındaki Esteban ise Onur’un yokluğunda iyi performanslar sergilemiş bir oyuncu. Sağ bekte devre arasında takıma katılan ve çok fayda sağlayan Pereira’nın yeri garanti. Trabzon onun alternatifi olarak ise Eskişehir’den Kamil Ahmet Çörekçi’yi aldı. Stoperde Medel’in kulübü Inter ile anlaşan Trabzonspor, Medel ile bir türlü anlaşamaması nedeniyle bu transferde henüz başarıya ulaşamadı. Trabzonspor’un eldeki oyuncularına baktığımız zaman ise Jan Durica’nın yeri garanti gibi duruyor. Onun yanında ise geçen sezon çoğu zaman beraber oynadığı, attığı penaltılarla dikkat çeken Uğur Demirok olacak. Onların alternatifi ise bir dönem taraftarın sevgilisi olan ve aynı zamanda ön libero da oynayabilen Medjani. Bir de Mustafa Akbaş var, rotasyonda kullanılabilecek bir oyuncu. Medel transferinin uzaması sebebiyle rotayı Serdar Taşçı’ya çeviren Trabzonspor, bu oyuncuyu da kadrouna katmaya çok yakın. Serdar geriden oyun kurabilen, kademesi iyi bir stoper. O tandemde de olursa büyük katkı sağlayacağı da şüphesiz. Sol bekte ise Emmanuel Mas var ve hiçbir de alternatifi yok Mas’ın. Merkez orta sahada ise sezonun en flaş transferlerinden birini yapan Trabzonspor, Milan’dan Kucka ile sözleşme imzaladı. Kucka enerjisi, tecrübesi ve tekniği ile Trabzonspor’a seviye atlatacak bir oyuncu. Yanında ise gençliği ve potansiyeli ile Okay Yokuşlu olacak ki bu da Trabzonspor orta sahasının mücadeleci olacağını bize gösteriyor. Bu mevkinin alternatifleri de geçen sene fena bir görüntü çizmeyen Onazi ile Aytaç. Ofansif orta saha mevkisinde Yusuf Yazıcı gibi dünya starı olmaya aday yeteneği olan, çok teknik ve oyun görüşü yüksek bir futbolcusu var Trabzonspor’un. Onun yedeği ise geride bıraktığımız sezonda nadiren parlasa da bekleneni veremeyen Matus Bero. Sağ kanatta Olcay enerjisi ve çift yönlü oyunuyla yine Trabzon’un kilit isimlerinden biri olacak kuşkusuz. Onun arkasında ise Yusuf Erdoğan var fakat Yusuf’un kafa olarak değiştiğini göremezsek ondan bu sezon da bir şey beklemesi hayalcilik olur. Sol kanatta Castillo göze hoş gelen hareketleri olsa da istikrarsızlığı ile Trabzonspor’un Bongonda transferini yapmasına neden oldu. Peki Bongonda için fazla beklentiye girmeli mi, hiç sanmıyorum. Çünkü Bongonda da Castillo gibi zaman zaman çıkışları olsa da istikrar olarak geride bir oyuncu. Bu yüzden sene içinde Trabzonspor’un o bölgede sıkıntı çektiğine şahit olabiliriz. İleri uçta ise Rodallega ve N’Doye var. Fakat ikisi de birbirinden farklı oyuncular. Rodallega gole daha yakın fakat topsuz oyunda yok, üstelik forvetleri ile meşhur Trabzonspor mazisi için de çok yetersiz. N’Doye ise topsuz oyunda var fakat o da bunun haricindeki hiçbir şeyde neredeyse yok. Bu yüzden Burak Yılmaz ile anlaşmak üzere olan Trabzonspor eğer bu transferi yapabilirse o bölgedeki sorununu çözer diye düşünüyorum. Bu sezon çıkışa geçmek isteyen Trabzonspor’un oynayabileceği muhtemel 11’e bir de biz bakalım:

 

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2018 Model Şampiyonluk Yarışı

giriş yap

parola sıfırla

Back to
giriş yap